Türkiye'nin Hipnoz Bilgi Merkezi

7 Path Oto Hipnoz Kursu: 7 Ağustos 2010 Cumartesi
www.otohipnozkursu.com

 

Reklam

 

  www.

hipnozmerkeziankara.com

 
Haberler
 
Hipnozun Kullanim Alanlari
» Psikiyatrik Problemler
» Kadın Hastalıkları
» Erken Menopoz
» Cinsel Sorunlar
» Vajinismus ve Hipnoz
» Fobilerde Hipnoz
» Sosyal Fobi
» Panik atak ve hipnoz
» Hipnozla sigarayı bırakma
» Hipnozla doğum
» Cilt Hastalıklarında Hipnoz
» Hipnoz ve kızgınlık,öfke
» Çocukta hipnoz
 
E-Posta Grubu
İletişim ve Haber
Grubuna Katıl

 
Hipnoz?
» Hipnoz Nedir?
» Nelerde Kullanılır?
» slayt sunumları
» Hipnoz Nasıl Yapılır?
» Hipnozda Yaşamak
» Hipnoz nasıl fayda sağlar?
» Hipnoz Eğitimi
» Günümüz Tıbbı ve Hipnoz
» Hipnoz Nasıl İyileştirir?
» Sık Sorulan Sorular
 
Linkler
» regresyon hipnoterapisi
» Hipnoz Blogları
» medikal hipnoz
» EFT Türk-EFT hakkında geniş bilgi
» En Güçlü Hipnozumuz
» 7 Path Self Hipnoz sistemi
» Sosyal Fobi
» Hipnozluyoruz
» Dr. Bülent Uran
» Hipnoz Marketi
» Nilgün Çalık
» hipnozla iyileşenler
» Hypnosis in Utah
» Facebook Grubu
» hipnoz merkezi ankara
» Geçmiş Yaşam Hipnozu
 
Reklam

Geçmişin Hipnoz'unu Bozmak

 
Online Danışmanlık


Online Danışma
Bilgi İçin Tıklayın

 
Arama
Arama yapmak istediğiniz kelimeyi yazınız...

 
İstatistikler
Bugünki Hit
: 41
Toplam Hit
: 459607
Online Kişi
: 4

 

Sağlık Bakanlığının hala üzerinde çalıştığı

 

 

Sağlık Bakanlığının hala üzerinde çalıştığı "Hipnoz ve Hipnoterapi Uygulaması Hakkında Yönetmelik Taslağı" hakkında düşüncelerimiz.

 
 
Türkiye’de hala hipnoz uygulamaları ile ilgili hiçbir yasal düzenleme yok. Ne bir yasa, ne bir yönetmelik. Halkımızın Hipnozla ciddi tanışması Hülya Avşar yüzünden başlamıştır. Onun bir şow programında hipnoz gösterileri yapması üzerine halkın ruh sağlığını korumak amacıyla hipnozun aleni uygulaması yasaklamıştır. O tarihlerde Hülya Avşar hakkında da 3-6 ay arası hapis istemiyle savcılık tarafından dava açılmıştır.
 
Sağlık Bakanlığı bu süreçte hiçbir yasa ya da yönetmelik çıkarmaya gerek görmemiş ama 2008 yılında yayınladığı bir genelge ile yönetmelik çıkana kadar hipnozun hem uygulanmasını, hem de tanıtılmasını yasaklamıştır. Bu genelge yıllardır çıkarılması beklenen HİPNOZ VE HİPNOTERAPİ UYGULANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK taslağına dayanmaktadır. (http://www.saglik.gov.tr/extras/birimler/temel/hipnoz_taslak.pdf)
 
Bu yönetmelik taslağına göre;
a) Hipnoz yalnızca tedavi amacıyla uygulanır.
b) Hipnoterapi tıbbi bir girişim olduğu için, tedaviye, hekimlerin görev ve
sorumluluklarına ve hasta haklarına ilişkin yürürlükteki tüm yasal düzenlemeler hem
hipnoterapi uygulayanlar hem de hipnoterapi uygulananlar için geçerlidir.
c) Hipnoz ve hipnoterapi uygulanması düşünülen hastanın, hipnoz konusunda
ayrıntılı olarak bilgilendirilir ve kabul ettiğine ilişkin yazılı rıza alınır.
d) Hipnoz ve hipnoterapi uygulanması düşünülen hastaların ruhsal durumlarının
hipnoza uygun olup olmadığının belirlenmesi için, bir psikiyatri uzmanından hastası
için psikiyatrik konsültasyon istenir
e) Hipnoz ve hipnoterapi uygulanması sırasında hekim yanında en az bir sağlık
personeli bulunur. Hastanın istemesi durumunda birinci derecede yakını da
bulunabilir.
 
Bakanlığın yasaklamasına dayanak olarak kullandığı bu yönetmeliğe göre a) Her türlü hipnoz uygulaması tıbbi bir girişim kabul edilmektedir.  b) bu nedenle ancak yeterli hipnoz eğitimi almış hekimler tarafından uygulanır. c) hipnoz halkın ruh sağlığını bozabilir. D) Bu nedenle hipnoz olacak her bireyin Psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi gerekir.  
 
Tabi bakanlık bu yönetmelik için mutlaka bilim adamlarından görüş almıştır. Bu nedenle buradan öncelikle halkımızı uyarmamız gerekir. Bu yönetmelik çıkana kadarbir psikiyatrist incelemesinden geçmeden kendinize diş çekilmesi amacıyla bile hipnoz uygulatmamanız gerekir. Şimdi mi? Şimdi zaten yasak. Size hipnozun yararı hakkında en ufak bir bilgi verilmesi bile “tanıtım” sayılacağından doğrudan suç kapsamına girmektedir.
 
Evet sonuç olarak hipnoz ruh sağlımız için tehlikelidir, ehil ellerde uygulanmalı, bu konuda yönetmelik çıkana kadar asla uygulanmamalıdır. Ama bu genelge şöyle bir sakınca doğurtmuştur. Bu yönetmeliğin olmazsa olmazı olan bilim komisyonu nasıl kurulacak? Çünkü bilim komisyonuna üye olmak için hipnoz konusunda bilimsel çalışma yapmış olan üniversite öğretim üyelerine ve serbest hekimlere ihtiyaç vardır. Neyse Bakanlık mutlaka buna bir çözüm üretecektir.
 
Tekrar uyarıyoruz.
Hipnozun ancak ehil ellerde uygulanmasını sağlayacak yönetmelik çıkana kadar hipnoz uygulamaları Sağlık Bakanlığının Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/10/2008 tarih ve 44103 sayılı yazısı ile yasaklanmıştır.
 
 
Eğer bir uygulama, bir teknik, ya da bir nesne halkın sağlığını olumsuz etkiliyorsa tabiî ki yasaklanmalıdır. Ama yönetmelik çıkarmak bu kadar uzun ve titiz bir çalışmayı gerektiriyorsa bakanlığın çıkardığı genelgeyi uygulaması gerekmez mi? Neden hala her türlü hipnoz uygulamasına, eğitimine, tanıtımına, TV lerde konuşulmasına vs göz yumulmaktadır?
 
Vatandaş bu konuda en sağlıklı bilgiye nereden ulaşacak? Tabiî ki sağlık bakanlığının web sitesinden. Sağlık bakanlığı web sitesine girip hipnoz kelimesi ile ilgili arama yaptığınızda “arama kriterlerinize uygun sonuç bulunamadı” ifadesi ile karşılaşıyorsunuz.
 
O zaman halk olarak doğru bilgiye nereden ulaşacağız?
Taslak yönetmelik psikiyatristlere ciddi sorumluluk vermektedir.
Ama ilginç olarak amaçları arasında halkı özellikle ruh sağlığı konusunda bilgilendirmek de olan Türk Psikiyatri Derneğinin web sitesinde hipnozla ilgili halkı uyarıcı tek kelime bulunmamaktadır.  Ama telaşlanmayın, Dernek 2006 kasımında hipnoz ve hipnoterapi bilimsel çalışma grubu kurmuştur. Bu kurumun bugüne kadar yaptığı çalışmaları gerçekten merak ediyoruz.
 
Psikiyatri Derneğinin sitesinde ulaşılabilen hipnozla ilgili tek bilgi Dernek başkanının TRT de yaptığı bir şöyleşidir. Burada Dr. Şeref Özer aslında hipnozun herkes tarafından her an uygulandığını söylemekte, dizi ağrıyan annenin çocuğunun acımasın diye dizini öpmesinin de hipnoz olduğunu söylemektedir. Dr. Şeref Bey çok yerinde bir teşhisle hipnoz uygulama ve eğitimlerinin psikiyatristlerin sorumluluğunda olması gerektiğini vurgulamıştır.
 
Sağlık bakanlığında 10 yıldır – belki daha fazla- süredir çıkmayı bekleyen yönetmelik aynen  çıkarsa bir anne çocuğunun dizini öptürmek için ya psikiyatriste götürecek ya da anne ancak bir psikiyatrist nezaretinde çocuğun dizini öpecektir. Maazallah yanlış bir yer öperse çocuğun ruh sağlığı olumsuz etkilenebilir. Bu durumda zaten anne babalık yapmak tamamen psikiyatrist gözetimine girecektir. Çünkü tüm ciddi hipnoz kitaplarında çocuk yetiştirmenin zaten kendisinin hipnoz olduğu belirtilmektedir.  
 
Bizim en çok merakla yanıtını beklediğim durum ise bakanlık yetkililerinin bir kurumda yasa dışı hipnoz yapıldığını nasıl saptayacağıdır? Çünkü bugüne kadar henüz bir kişinin hipnozda olduğunu saptayan ciddi bir ölçüm aracı ya da bir yöntem bulunmamıştır. Yapabilecekleri en iyi şey o anda, seans anında seansı basarlarsa hemen hipnoz uygulayanın koltuğuna oturup telkin verip otomatik olarak yerine gelip gelmediğini kontrol etmeleridir. Ama uygulayıcı değiştiği anda hipnotik durumun bozulma riski fazladır. Eğer bilgili bir denetmense ilk yapmaları gereken şey –hipnozun bozulmadan devam ediyor – telkinini vermeleri olabilir. Ama ses değiştiği anda verilen telkinin etkisi kaybolabilir. Ya da hasta aslında hipnozda değildir ama karşısında otoriter bir yetkili gördüğü anda hipnoza girebilir. Bu durumda da sıradan bir danışmanlık yanlış olarak hipnoz uygulaması damgası yiyecektir.
 
İkinci şık hastaya “o anda hipnozda olup olmadığını” sormaktır. Ama burada da şansları yok çünkü bugüne kadar hipnozda olduğunu kabul eden bir kişiye rastlanmamıştır. Kişilerin seanstan çıktıktan sonra söyledikleri ilk şey “güzeldi ama ben hipnoz olmadım, çünkü her şeyi duydum” olmaktadır.
 
Üçüncü bir şık ise uygulayıcıya  hipnoz yapıp yapmadığı ile ilgili kutsal değerler üzerine yemin ettirilmesidir. Örneğin “ ölümü öp hipnoz yapıyor muydun yapmıyor muydun” gibi bir soru etkili olabilir. Özellikle hipnoz yapan da  de ölü öpme fobisi varsa doğruyu söyleyecektir.  
 
Bakanlığın çıkaracağı yönetmelikte hipnozu tanımlama şeklide büyük sıkıntı yaratacaktır. Bu tanıma göre hipnoz  “Telkin ile oluşturulan ve uygulanan kişilerde dikkat, algı, bellek ve duygusal yapıda değişikliklerin gerçekleştirilebildiği özel bir bilinç durumunu ifade etmektedir”. Denetmenin o anda kişide dikkat, algı, bellek ve duygusal yapıda bir değişiklik olup olmadığını saptaması gerekmektedir. Bunun için testler uygulanması, ayrıca seans öncesi durumunun bilinmesi gerekecektir.   Bu ancak bir psikiyatristin altından kalkabileceği bir iştir. O zaman hipnoz uygulamalarını denetleme işi psikiyatristlere düşmektedir. Yani sayın Psikiyatrist arkadaşlar sadece bazı kişileri Bakanlığa “hipnoz yapıyor” şikayet etmekle sorumluluklarınız bitmiş olmuyor. Madem bu konuda o kadar hassassınız elinizi taşın altına sokmalısınız. Denetimlere bizzat katılın ve gerçekten hipnoz uygulanıp uygulanmadığını tesbit edin.
 
En uygun çözüm hipnozu saptamakla uğraşmak yerine  hipnoz tanımına uyan her türlü  teşebbüsü suç saymaktır. Halkın ruh sağlığını bozulmadan önce korumak lazım. Ruh sağlığı deyip geçmemek lazım. Ruh sağlığı bir dağılırsa bir daha toplamak çok zor olur. Yıllarca psikiyatrik ilaç kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Çünkü yönetmelikten anlaşıldığına göre bu ciddi bir iş.  Öyle olur olmaz hipnoz uygulanırsa kişilik dağılırmış. Şanzıman olsa neyse ama bu kişilik. Bir dağıldı mı toplanmaz vallahi. Dağınık kalırsınız. Sabah başka, akşam başka konuşursunuz. Politikacı olmaktan başka çareniz kalmaz. 
 
Daha bunun Ericksonian hipnozu var. Adam sabah bir girermiş hastasının evine 3-4 saat domates yetiştirmekten konuşurmuş. Hiç öyle gözlerini kapa falan yok. Diyelim ki “birazdan bütün paranı bana teslim edeceksin” telkini verecek. Tamamen alakasız cümlelerin içinde bu kelimeleri birer birer söylermiş. Örneğin. Birazdan güneş doğacak. Bütün domatesler kızarmaya başlayacak. Paranı boşuna o tohuma yatırma. Bana göre güneş yeterli. Kendini güneşin sıcaklığına teslim edeceksin. Ama telkini içeren kelimeleri hafif farklı tonda söylediği zaman bilinçaltı bunları birleştirir ve “birazdan bütün paranı bana teslim edeceksin” emrini alır ve hasta da paşa paşa bütün parasını teslim edermiş. Ya da bazen sadece bir hikaye anlatırmış. Bilinçaltı hikayeden gerekli anlamı çıkarırmış.
 
Al başına bir dert daha. Bu durumda Ülkede yapılan tüm konuşmaların ses kayıtlarına alınması gerekecek. Bakanlıkta kurulacak “Ericksonian hipnozu saptama birimi”, kendisine  gönderilecek bu ses kayıtlarını inceleyecek ve kimlerin hipnoza teşebbüs ettiğini saptamaya çalışacak. Bu durumda her türlü telefon dinlemesi de yasallık kazanmış olacak. Hikaye, masal falan anlatmak hepten yasaklanacak. Cuma namazlarında bile eski mesellerden çok örnek verilir. Belki her cami için en azından Cuma namazları için bir psikiyatrist görevlendirmesi gerekecek. O zamanda şu andaki tüm mevcut doktorların psikiyatrist olması bile yetmez. Hadi doktor arkadaşlar hepiniz iyisiniz. Artık uzman olma derdiniz de kalmadı. Yeni bir potansiyel doğuyor. Daha bunun TV si var, sinema sektörü var. Hatta siyasi partileri var.
 
Son ABD seçiminde Obama’nın konuşmalarında gizli hipnoz yaptığı kanıtlandı. Ama Amerika herhalde ruhsuz bir ülke olduğundan, orada hipnoz serbestçe herkes tarafından uygulanabiliyor. Amerikalı sadece cebine giren paraya bakar. Bu nedenle hipnoz olan kişiye sadece müşteri derler. Vergisini veren her vatandaş rahatlıkla hipnoz uygulayabiliyor. Bu kadar ruhsuzlar. Her şey para. Aman, ABD danışman kullanan siyasetçilerimiz varsa kendilerini uyarırız. Çıkacak bu yönetmelik başlarına sorun olabilir. Bu nedenle tez elden psikiyatrist danışmanlarınızı bulun ya da daha kolayı tüm siyasi partilerin başkanları psikiyatrist olsun. Çünkü eğer bir politik konuşma – her ne kadar az bir ihtimalde olsa- kişide dikkat, algı, bellek ve duygusal durumda değişiklik yaratırsa hipnoz kabul edilecektir. Yine yönetmeliğe göre hipnoz olacak kişinin rızasının alınması gerektiğine göre politikacıyı dinleyecek her kişinin hem rızasının alınması hem de psikiyatrik konsültasyonunun yapılmış olması gerekecektir. Yoksa her Türk vatandaşının benim haberim olmadan beni hipnoz ediyorlar diye dava açma hakkı doğacaktır.
 
Yani yönetmeliğin çıkması Bakanlığın başını çok ağrıtabilir. Bu nedenle şu andaki genelgenin yürürlükte kalması en iyi çözüm. Yönetmelik çıkana kadar her türlü hipnoz uygulaması ve tanıtımı yasaklanmıştır. Böyle çözüm üreten bir genelge varken bu yönetmelik asla çıkmaz.
 
 Mehmet Başkak'ın yazısı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Geri Dön Favoriler & Paylaşım

 
     
     
Telefon :  
E-Posta : info@hipnozmerkezi.com