![]() |
|
|
|
Bakanlık genelgesi
Uyarı; Türkiye'de Sağlık Bakanlığı bir yasa ya da yönetmelik olmamasına rağmen Sağlık Bakanlığının Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/10/2008 tarih ve 44103 sayılı yazısından fertlerin ve toplumun sağlığını korumak amacıyla ülkemizde hipnoz ve hipnoterapin bilimsel yöntemlerle yapılmasını, uygulama alanlarını, amaçlarını, kimler tarafından ve hangi sağlık kuruluşlarında uygulanabileceğine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla "Hipnoz ve Hipnoterapi Uygulaması Hakkında Yönetmelik Taslağı" üzerinde çalışmalar devam etmekte olduğundan Bakanlığımızca bir değerlendirme yapılıncaya kadar hipnoz uygulamasının muayenehanelerde ve diğer sağlık kuruluşlarında yapıldığını tabelaları, kartvizit ile basılı ve elektronik ortam materyellerinde tanıtımın yapılmasının uygun olmadığı belirtilmektedir. (Sadece bu yazıya dayandırılarak Ankara'da bir işletmenin çalışması yasaklanmıştır.) Bakanlığın bu yazısından ne anlam çıkaracağız?- Kimse yönetmelik çıkana kadar hipnoz yapamaz. - Yapar ama yaptığını asla söyleyemez. - Sağlık kuruluşları dışında hipnoz rahatlıkla tanıtılabilir ve yapılabilir. - Bir şey değerlendirme yapılana kadar tehlikelidir. - Hipnoz uygulaması bazı kesimlerin işine gelmediği için bu yönetmelik asla çıkmaz. - Hipnoz uygulaması ne demek? Ne anlayacağız? - Bir sitede hipnoz hakkında bilgi vermek de mi yasak? Bu da hipnozu tanıtmaya girmez mi? - O zaman hipnozla ilgili her türlü eğitim, kurs ve çalışmada mı yasak? - Hipnoz kongresi düzenlemek hipnoz uygulaması olmuyor mu? - Piyasada onlarca hipnozla ilgili kitap var. Bunlarda yasaklanması gerekmez mi? - Yurt dışında hipnozla ilgili tanıtım yapılan sitelere erişim yasaklanmalı mıdır? - Yasa ya da yönetmelik olmadan bir şey yasaklanabilir mi? - Uygun görmemek yasaklamak anlamına mı gelmektedir? - Bakanlık hangi bilimsel bilgiye dayanarak hipnozun sadece bir tedavi yöntemi olduğuna karar vermektedir? - Hipnozun fert ve halk sağlığına zararlı olduğuna nasıl karar vermektedir? Bilimsel kanıtı var mıdır?
Görüş ve önerilerinizi info@hipnozmerkezi.com'a atabilirsiniz. Bu sayfada yayınlayacağız. *** GRUBUMUZUN GÖRÜŞÜ; Sağlık bakanlığının yukarıdaki yazısına dayanılarak Ankara'da bir kurluşun faaliyeti Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından durdurulmuştur. Yetkililerin bu yazıya dayanarak böyle bir karar vermesi bu yazıdan "kimse yönetmelik çıkana kadar ne hipnoz yapabilir ne de hipnozun tanıtımını yapabilir" sonucunu çıkarmak gerekir. Bu durumda giriş sayfasında listesini verdiğimiz hipnoz uygulayan kişi ve kuruluşlar suçlu duruma düşmektedir ve iş yerlerinin önce para cezasıyla uyarılması sonra da gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde kapatılması gerekmektedir. Ayrıca bakanlıktan hiç bir yetki almadan hipnoz eğitimi adı altında ticari ya da dernek faaliyeti gösteren kuruluşlarında kapatılması gerekmektedir. Çünkü verdikleri bilgi hiç bir denetimden geçmemektedir. Bazı web sitelerinin hipnozu anlatan yazılar içermektedir. Ama aynı sitede o web sitesinin sahibi olan kuruluşunun ya da kişinin iletişim adresleri vardır. Ama sanki kendileri hipnoz dışı bir iş yapıyorlarda sırf nedense halkı bilgilendirmek amacıyla sitelerinde bol bol hipnoz bilgisi vermektedirler. Ama bilgi vermek bile burada tanıtım amacı gütmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı hipnozu yanlış uygulandığı takdirde birey ve halkın sağlığını tehdit edecek bir teknik olarak yorumlamaktadır. Ama Sağlık Bakanlığının web sitesinde hipnozla ilgili bir kelime bile bulunmamaktadır. Buna rağmen her sitesinde Hipnozun sadece yararlı yönlerini anlatıp da bu -her neyse- hipnozun zararlı yönlerinin anlatılmaması tarfalı bilgi verilmesi anlamına gelmektedir. Sağlık Bakanlığının yazısında gözden kaçan bir husus vardır. Bakanlığının tüm uyarısı ve yaptırımı HİPNOZUN SADECE BİR TEDAVİ ARACI OLDUĞU VE YANLIŞ KULLANIMININ SAĞLIĞA ZARAR VERİCİ OLDUĞU önermesine dayanmaktadır. Ama bu önerme sadece bu böyledir tarzı bir önermemidir yoksa bilimsel bir temeli var mıdır? Bu soru işaretidir. Eğer ortada gerçekten halkın sağlığını tehdit eden bir durum varsa birinci sayfada bizim saptayabildiğimiz tüm birimler halkın sağlığını tehdit etmektedirler ve halkın sağlığından sorumlu kurumlara görev düşmektedir. Şikayet olmadan işlem yapamıyoruz deniyorsa bu görüş aynı zamanda yetkili kurumlara bir şikayettir. Bilimsel Hipnoz Araştırma Grubu ***
Sevgili Arkadaşlar;
Hipnozla ilgili çalışmalarım uzun süredir Türk Psikiyatri Derneği adlı kuruluş tarafından engellenmeye çalışılmaktadır. Bu dernek beni değişik kereler Sağlık Bakanlığına ve Ankara Tabip Odasına şikayet etmiştir. Bu şikayetlerin sonucunda Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafıma para cezası vermiş. Bu cezalara neden olan uyarılara göre yaptığım düzeltmeleri yeterli görmediğinden Bülent Uran Hipnoz Merkezini kapatmıştır. Ankara Tabip Odası’da bu şikayetlere dayanarak tarafıma uzmanlık dışı alan da sanki Psikiyatri Uzmanıymış gibi tanıtım yaptığımı ileri sürerek para cezası vermiştir. Ama şikayetler ve denetimler devam etmektedir. Ankara İl sağlık Müdürlüğü Muayenehane açma Müracaatımı yeterli koşulların olmadığını ileri sürerek reddetmiştir. Akabinde İl Sağlık Müdürlüğü şu anki Bülent Uran Eğitim ve Danışmanlık Şirketini tekrar denetlemiştir. Keza Ankara Tabip Odasına yapılan ikinci şikayette de hala Psikiyatri Uzmanı gibi ve Hipnoz Uzmanı olarak tanıtım yaptığım ileri sürülerek meslekten men edilme cezası verilmesini istemiştir.
Türk Psikiyatri Derneği beni hedef seçerek hipnoz ve benzeri zihinsel ve enerji değişim tekniklerini kendi tekeline alma çabası içindedir. Temel amacı tüm bu tekniklerin uygulamasını engellemektir. Beni susturduktan sonra sıra beni emsal göstererek bu tip çalışmaları yapan tüm kuruluşlar ve kişiler engellenmeye çalışılacaktır. Türkiye’de yasalar istenildiği zaman istenen kişiyi cezalandırmaya yönelik esneklikler içermektedir. Güçlülere dokunulmazken zayıf görünenler bu yasalarla susturulmaya çalışılmaktadır. Hatta yasasız bile susturulmaya çalışılmaktadır. Daha önce kurulmuş olan bilinçli hipnoz derneğinin görüşleri de Türk Psikiyatri Derneğinden farklı değildir. Onların hazırladığı yönetmelik taslağı hakkındaki görüşlerimi son blogumda belirtmiştim. (http://blog.milliyet.com.tr/hipnoz_yonetmeligi_kaduk_kalmaya_mahkumdur_/Blog/?BlogNo=232750)
Eğer bu tip hızlı değişim sağlayan tekniklerin yaygın olarak uygulanmasını istiyorsak bir güç haline gelmemiz gerekmektedir. Yok “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” bakışına sahip olursak yakında bu yılan herkesi sokmaya başlayacaktır. Benim bu konudaki görüşüm en baştan beri bilinmektedir. Yeterli eğitimi aldıktan sonra herkesin bu tip teknikleri uygun sınırlar içinde uygulaması taraftarıyım. Bunların hiç birinin tedavi aracı olarak kabul edilmemesi gerekir. Dünyanın hiçbir yerinde de böyle bir anlayış yoktur.
“Hipnoz, EFT, NLP ve benzeri zihinsel ve enerji tekniklerini uygulayanların haklarını koruma derneği” adı altında bir dernek kurulması düşüncesindeyim. Bu derneğin ilk yapması gereken iş şu anda Sağlık bakanlığı tarafından yayınlanmış olan ve bu tip kapatmalara dayanak olan ama hiçbir yasa ve yönetmeliğe dayanmayan genelgenin iptali için Danıştay’a dava açmak olmalıdır. Ben bunu bireysel de açabilirim. Ancak ben de insanım. Gücüm sınırlı. Bu tip saldırılara daha ne kadar fazla dayanabilirim, bilmiyorum.
Ama güçlü bir derneğin açacağı dava çok daha etkin sonuç verecektir. Bu tip bir derneğin kurulması gerektiğine inanıyorsanız ve böyle bir derneğin kurucu üyeleri arasında yer almak istiyorsanız isminizi bana bildirin.
Dr. Bülent Uran
Bulent_uran@yahoo.com
*** Böyle bir derneğe, özellikle tıp veya psikoloji/psikiyatri eğitimi almamış insanların bu alanlarda eğitim/danışmanlık verme haklarını savunan bir derneğe bence de çok ihtiyaç var. Bülent Bey tıp eğitimi almış olmasına ragmen sunduğu EFT/Hipnoz hizmetlerine karşı baskıya maruz kalıyorsa, tıp eğitimi almamış benim gibi insanlar piyasaya hiç çıkamaz. Eğer benzer baskılar Amerika'da olsa, Stanford mezunu bir Mühendis olan Gary Craig EFT sistemini hiç oluşturamazdı, yayamazdı, ve bunun faydalarından yararlanamayan herkes de mağdur olurdu.
Akupunktur gibi 5000 yıllık geçmişi olan bir yöntemin Tıp çevrelerinde kabul görmesi, 30-40 yıl aldı. Ama hala daha vücuttaki enerji meridyenleri teorilerini, ve akupunkturun geniş kullanım alanlarını kabul etmiyorlar. Anestezi ve benzeri sınırlı amaçlarla, ancak resmi tıp eğitimi almış doktorların uygulamasına müsade ederek, kendi tekellerinin içinde bugünkü sisteme kısıtlı bir uygulamayı dahil ettiler. Duygusal Özgürlük ve Hipnoz gibi yöntemleri de, kendi tekelci sistemlerine karşı tehdit olarak görüp, baskıyla, şiddetle, insanları caydırmaya çalışıyorlar.
Sağlık hizmetlerinde baskıcı tekellerin ortadan kalkması, tüketicinin seçeneğinin, hizmet sunanlar arasında da rekabetin artması, ancak ve ancak toplumun genel sağlık hizmetlerinde kalitenin yükselmesi sonucunu doğurur. Baskıya dayalı tekelci yasalarla, sadece doktorların hipnoz veya EFT gibi teknikleri uygulamasına izin verilmesi, halkı bu tür hizmetlerden yararlanamaz hale getirir.
Dolayısı ile, eğer dernek kuruluş amaçları arasında, tıp, psikoloji ve benzeri "resmi" eğitimleri almamış insanların da, EFT/hipnoz ile danışmanlık/eğitim verme haklarını savunmak da var ise ben de kurucu üyeler arasında olmak, ve elimden gelen desteği vermek isterim. Benim de resmi eğitimim ODTÜ'den İnşaat Mühendisliği.
Saygılar,
Özer Tayiz
*** Merhaba ; hipnozu diş hekimlerinin, doktorların ve psikologların uygulayabileceğini savunmuşlar. ***
|
|